2 Mart 2017 Perşembe

Şubat 2017 Denebunu Kutusu

Denebunu.com harika bir site. Üye olup bilgilerinizi doldurduğunuzda size özel olarak hazırlanmış ürünler kapınıza kadar ücretsiz olarak ulaşıyor ve yeni ürünleri deneyebiliyorsunuz. Geçtiğimiz ay ben de üye oldum ve kutular açılır açılmaz (tesadüf eseri) sistemden kutumu onaylayip sipariş verdim. 17 şubatta kargoya verilmiş olmasina rağmen bugün yani 2 martta kutum bana ulaştı. Kargoda aksama olsa da gelen kutu beni çok mutlu etti. Özellikle sadece kutuya bayıldım. Deseni bir harika!








Ve gelelim kutudan çıkanlara:

1. Nestle lifita yulaf gevreği ve balli tahıllı halkalar : Beğendim. Bildiğimiz nesfitin yaninda tahıl halkalari var. Tat olarak da çok tatlı değil bu bence iyi bir şey. Bal denilince gerçekten aşırı şekerli olacak sanmıştım ama hoşuma gitti.

2.Carte d'or kakaolu puding : Henüz denemedim ancak eminim ki harikadir.

3.YSL Black Opium Nuit Blanche Edp : Bayıldım diyebilirim! Tam benlik bir koku. Şekerli yoğun ama bayıcı değil.

Bu ay benim kutumdan bunlar çıktı. Bir sonraki kutuyu iple çekiyorum.

11 Şubat 2017 Cumartesi

Zavoli Sarımsaklı Şampuan

Saç ve saç derisi sorunu olanlar beni yakindan anlar. Hangi şampuanı kullansam da sorunlarım ortadan kalksa diye ürün arayışında oluruz. Bir ürün hakkinda olumlu yorumlardan etkilenip merak eder ve sonunda kullanırız. İşte bu nedenle ben de Zavoli Sarımsaklı Şampuanı denemiş bulunuyorum.


Saçlarımda 28 sene boyunca hiç sorun olmamıştı. Her zaman gür, parlak saçlara ve normal saç derisine sahiptim. Ta ki geçen yıl saç derimde kabuklanmalar başlayana dek. Önce bunun şampuan değişikliğinden olduğunu düşünmüştüm. Daha sonra kabuk olan yerler kizarmaya ve kaşinmaya basladi. Yüzümde kaşlarimin içinde de kaşıntı ve kabuklanmalar olunca bir doktora gitmeye karar verdim. Sonuç seboreik dermatit. Doktorun verdigi kremler yatıştırıcı etkiye sahip. Bir de şampuan önerisinde bulundu ancak aşırı sülfat içermesinden dolayi almaya çekindim. Bu süreç boyunca head&shoulders kullanarak en azindan kepek sorununu ortadan kaldırmıştım. Ancak saçimi beslemedigi ve sertleştirdiği için başka bir şampuan denemek istedim.

Migrosta alışveriş yaparken şampuan reyonunda Zavoli sampuani tanıtan görevli yanima geldi. Saç derimdeki sorunlari anlatinca sarimsakli şampuanin kaşıntıya ve kepeğe iyi geldiğini anlatarak denememi önerdi. Ben de güvendim ya da güvenmek istedim. 250 ml sinini 19 tl ye satin aldım.

Kullanim olarak her yikamada 2 kez kullanmak öneriliyor. İlk yikamada köpürtüp durulamak ve ikinci yikamada köpürtüp masaj yaparak 5dk saçta bekletip öyle durulamak. Ben saçimda beklettigim süre boyunca saç derimde yanma ve sizlama oldu. Biraz bekletip duruladim. Kuruduğunda kaşintim arttı. Ve her yikamada böyle sonuçlaninca saçimda bekletmeden direk duruladim. En azindan kaşinma orani azaldi ama kabuklanma ve kepekler devam etti. Bunun dışında saçimi besledi, parlaklik katti ve yağlanma süresini geciktirdi. Malesef saç derim için uygun olmadığı için başka bir şampuan kullanacağim. Benim gibi sorunu olanlara da önermiyorum. Kullanmadan önce mutlaka araştırmak gerekiyormuş, fantaziye gerek yokmuş bunu da öğrendik :)

28 Aralık 2016 Çarşamba

Bio Oil Cilt Bakım Yağı ve Driclor Roll On


Uzun zamandır denemek istediğim 2 ürün ile karşınızdayım. Dermokozmetika sponsorluğunda bu iki ürünü deneme fırsatı bulabildim.


BİO OİL CİLT BAKIM YAĞI


Hamilelik döneminde aldığım kilolar başlangıçta çok az olması nedeni ile karnımda çatlak oluşacağına pek ihtimal vermiyordum. Fakat 7.ay itibari ile karnım bir anda büyümeye başladı. Ve ben bu dönemi çatlaksız geçireceğimi düşünürken bir sabah uyandığımda alt karın bölgemde çok derin ve belirgin çatlaklar oluştuğunu fark ettim. Dolayısıyla artık herşey için çok geçti. Üstelik yaşadığım gebelik zehirlenmesi sonucunda aşırı kilo almış, ödemden ellerim ve ayaklarım şişmişti. Üzerinden 2 sene geçti, ben 10-11 kilo verebildim. Karın bölgemde çatlaklar hala mevcut, ayrıca vücudumun çeşitli yerlerinde kilo alıp vermeye bağlı çatlaklar da var ne yazık ki.

Bunlardan kurtulmayı ümit ederek Bio Oil Cilt bakım yağına başladım. Oluşmuş çatlaklara karşı bir vaatte bulunmuyor aslında. Ama yine de ben ciltteki görünümü biraz da olsa düzeltebileceğini düşünüyorum. Şimdi gelelim Bio Oil nasıl bir üründür incelemeye:


Bio-Oil Cilt Bakım Yağı 125ml

Bio-Oil çatlak oluşumunu önlemeye ve cilt lekelerinin görünümünü düzeltmeye yardımcı olmak üzere özel olarak geliştirilen bir cilt bakım yağıdır. İnce çizgiler, kırışıklıklar ve nemsiz ciltler için de kullanılması önerilmektedir. Formülün yoğunluğunu dengeleyen ve özel olarak geliştirilen PurCellin Oil™; Bio-Oil'in cilt tarafından kolayca emilmesini ve A, E vitaminlerinin ve Kalendula, Lavanta, Biberiye ve Papatya gibi önemli doğal özlerin cilde daha etkili bir biçimde nüfuz etmesini sağlar. Bio-Oil kolayca emilir ve yağlı his bırakmaz.

Çatlak Oluşumu
Göbek bölgesine, kalçalara, göğüslere, bel bölgesine ve üst bacaklara günde 2 kez uygulandığında, Bio-Oil çatlak oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Çatlak oluşumunu önlemeye yardımcı olmak için Bio-Oil'i günde iki kez tümüyle emilinceye dek, parmak uçlarınızla ve dairesel hareketlerler masaj yaparak uygulayınız. En az 3 ay boyunca kullanınız.

Cilt Lekeleri
Cilt renginde açılmaların ya da güneşe aşırı maruz kalmanın sebep olduğu ton farklılıklarının görünümünü düzeltmeye yardımcı olur. Bio-Oil®'i günde iki kez, lekeli cildin üzerine tümüyle emilinceye dek parmak uçlarınızla ve dairesel hareketlerle masaj yaparak uygulayınız. En az 3 ay boyunca kullanınız.

İnce Çizgi ve Kırışıklıklar
İnce çizgi ve kırışıklık problemi olan yüz ve vücut bölgelerini pürüzsüzleştirmeye ve sıkılaştırmaya yardımcı olur. Bio-Oil®'i günde iki kez, tümüyle emilinceye dek parmak uçlarınızla ve dairesel hareketlerle masaj yaparak uygulayınız.

Nemsiz Ciltler
Aşırı sıcak ya da soğuk hava koşullarından, sık banyo yapmaktan ve ısıtıcı ya da klimaların kurutucu etkilerinden dolayı doğal nemini kaybeden cilde ihtiyacı olan nemi geri kazandırmaya yardımcı olur. Bio-Oil®'i, banyodan, duştan, güneşlendikten ya da yüzdükten sonra kullanabilirsiniz. Cilde hassas bir biçimde masaj yaparak ve özellikle kuru bölgelere yoğunlaşarak uygulayınız. Bio-Oil, aynı zamanda ideal bir banyo yağıdır.


Bio Oil kullanımında günde 2 kez sabah ve akşam kuru cilde sürüp emilene kadar masaj yaparak uygulamak gerekiyor. Birkaç günlük kullanımda gözlemlediğim emilim konusunda çok iyi değil. Emilene kadar beklemek gerek yoksa yağlı bir tabaka gibi kalıyor. Enteresan da bir kokusu var. Rahatsız edici gibi ama değil de :) Şimdilik kullanmaya devam, gözle görülür bir sonuca erişirsem yazıyı güncellerim.
Bio Oil ile en hızlı aldığım sonuç ise; tırnaklarımın bir anda güçlenmesi oldu. Evet vücuduma sürerken ellerime de aynı anda bakım yaptığını söyleyebilirim.
Uygun fiyatı ile satın almak isterseniz dermokozmetika sitesinde iki ayrı boyu ile bütçenize uygun ve güvenle alışveriş yapabilirsiniz.


DRİCLOR ROLL ON


Terleme ile ciddi bir problemim var. Şimdiye kadar kullandığım hiçbir deodorant, roll on, stick tarzı ürünlerden memnun kalmadım. Uzun süredir 8*4 markasına ait kokusuz deodorant tercih ediyordum. Özellikle yaz aylarında bu kötü kokulardan nefret ediyorum. Ama sadece kokusu değil beni rahatsız eden. Her kıyafetin altında beliren ıslak görünüm. Evet asıl amacım bundan kurtulmak.

Driclor roll on sanırım aradığım ürün! Evet özelliklerini inceledikten sonra kullanmalıyım dedim. Ürün içerisindeki kullanıma göre gece yatmadan önce temiz cilde sürüp, sabah o bölgeyi yıkamak. Bunu 1 hafta tekrar edip, ihtiyaç durumuna göre 2.haftada 2-3gün ara ile aynı işlemi uygulamak. Ve sanıyorum ki 2 haftalık kullanımdan sonra terlemede ciddi oranda bir azalma oluyor. Ben henüz 3 gün kullanmış olmama rağmen eskisi gibi rahatsız hissetmiyorum kendimi.Aynı üründen eşim de kullanmaya başlayacak. Ayak terlemelerini de önlediği için onun deneyimi bu yönde olacak. Uzun süreli kullanım sonucu elde ettiğimiz verileri bu başlık altında güncellemeyi planlıyorum.

Bu ürünü uygun fiyatı ile dermokozmetika sitesinden güvenli ve hızlı bir şekilde satın alabilirsiniz.


Özet Bilgi: Cilt katmanlarında meydana gelen ter bezlerinin salgıladığı kokuyu engellmeye yardımcı olur. Vücudun belirli bölgelerinde oluşan terleme, bazen ıslaklık bazen de kötü kokunun oluşmasına neden olmaktadır. Driclor, Roll on şeklinde kullanımı oldukça pratik olan terleme önleyici bakım ürünüdür. Tüm ciltlerin kullanımına uygundur. Koltuk altı, ayak ve avuç içerisinde görülen aşırı terlemeyi önler.


Ürünlerle ilgili içerik dermokozmetika.com.tr  sitesinden alınmıştır.

21 Aralık 2016 Çarşamba

Vazeline kakao ışıltısı

Geçen haftalarda migrosta denk geldiğim el,yüz ve cilt bakım ürünlerindeki %50 indirimden faydalanarak vazeline kremleri denemek istedim. Ve fotoğrafta mevcut olan boyuttaki kremi 2.30 tl gibi minik bir fiyata satin aldim.

Üzerinde vücut kremi yaziyorsa da ben ellerim için de kullandim. Yapısı güzel, cilt tarafından hızla emiliyor. Ama beklediğim o ışıltılı görünümü elde edemedim. Yazın kullanmak belki daha iyi sonuç verebilir. Güneş ışığı altinda parildayabilecegini düşünüyorum. Bu deneyimim sonucunda vazeline markasina ait diğer nemlendiricilere de kesinlikle şans vereceğim :)



20 Aralık 2016 Salı

Barilla ile Lazanya Keyfi

Makarna ve türevlerini çok seven biri olarak arkadaşımın siparişi üzerine lazanya hazirlamaya giriştim. Daha önce hiç lazanya yememis biri olarak ilk kez yapacağım bu yemek için oldukça telaşlı olduğumu söyleyebilirim. Hemen araştırmaya koyuldum. Ve tarifleri tek tek inceledim.

Barilla ile lazanya tarifinin videosunu izledikten ve püf noktalarini edindikten sonra bir paket barilla lazanya satın aldım. Paket arkasinda bulunan lazanya tarifini okuyup malzemelerimi hazir ettim. Önce iç harcini hazirladim. Akabinde beşamel sosunu. Ve uygun borcamımı çikarip başladım hazirlamaya.

Öncelikle borcamin dibine beşamel sostan biraz sürüp 2 adet lazanya yaprağını diziyorsunuz. Üzerine tekrar beşamel sos ve kiymali iç harçtan koyup bir kat daha lazanya diziyorsunuz. Bu şekilde hazirlayarak 6 kat lazanya yapragi dizdim.

 
Bence harika olmuştu. Fırını ısıtıp lazanyayi pişirmek kaldi sadece. Benim fırın ayarina göre yarim saat gibi bir süre pisirdim. Ve ortaya çıkan sonuç herkesi memnun etti diyebilirim. 



Bu arada lazanya pakedinde 20 adet yaziyor. Birkac kez pisirmek için uygun. Marketten aldığım fiyati yaklaşık 8tl.



6 Aralık 2016 Salı

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!


haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

haydar-colakoglu

haydar-colakoglu-teb

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Mart 2016 Perşembe

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım


Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.

Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!

P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım.  
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Şubat 2016 Pazar

Ipana Perfection ile Gülüşünü Göster


Merhaba Kızlar,

Bembeyaz bir kış geçirdiğimiz şu günlerde dişlerimizin beyazlığından da ödün vermemeliyiz. Bildiğiniz üzere hepimiz gibi ben de dişlerimin beyazlığına ve kusursuzluğuna çok özen gösteriyorum. Çünkü beyaz dişlerimizin sergilendiği özgüveni yüksek bir gülüşün hayatımızda açamayacağı bir kapı yok. Sözü uzatmadan, yeni ürünlere olan ilgimi hepiniz biliyorsunuz. son günlerde marketlerde ve televizyon kanallarında sıklıkla denk geldiğim yeni bir diş beyazlatıcı ürünü denemek ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Ipana Perfection isimli bu ürünü hemen reklamlarda gördüm diye almak yerine marka ile ilgili bir ön araştırma yapmak istedim. Öncelikle İpana ismi bir Türk markasını anımsatsa da PG (Procter and Gamble) tarafından üretilen ve Amerika’da Crest adıyla pazarlanan Amerika’nın en yaygın diş macunu markasının sadece isminin değiştirilmiş hali olduğunu öğrendim. Aynı zamanda dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten firmalarmış. Ürün ile ilgili araştırmalarıma devam ederken, İpana’nın Türkiye’de diş hekimleri tarafından en çok kullandığı ve desteklediği marka olduğunu da kulaktan duyma değil gerçek veriler üzerinden gördüm.

Marka ile ilgili tatmin edici araştırmamdan sonra gelelim yeni ürünleri, White Perfection’a. Ürünün vaad ettikleri çok iddalı. İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu olduğunun belirtilmesinin yanında yeni geliştirilen teknolojisi ile diş minesine zarar vermeden 3 günde dış yüzeyindeki lekelerin tamamını temizlediği belirtiliyor. 3 gün gibi kısa bir sürede bu kadar hızlı bir etkinin olabileceğine başta pek imkan vermedim. Ancak markaya yaptığım araştırmadan sonra güvenim oluştuğu için alıp denemek istedim.

Açık konuşmak gerekirse ürünü kullanmaya başladıktan sonra çok şaşırdım. Çünkü ürün iddasını fazlasıyla yerine getiriyor. İlk kullanımımdan itibaren dişlerimin üzerinden lekeleri çıkardığını farkettim. Yalnızca bana öyle gelmediğinden emin olmak için aileme de sordum, onlar da beni desteklediler ve fark olduğunu söylediler.

Leke çıkarmasının yanında tadı da çok hoşuma gitti. Keskin bir nane ferahlığı veren tadı damağımdan, kokusu ise nefesimden uzun süre gitmedi açıkcası. Diş minesine hiç bir zarar vermemesi ise çok önemli bir özellik.

Ürün benden tam not alınca yan ürünlerinin de faydası olur diye düşündüm ve ağız bakım suyunu da aldım. Bu ürün de beni çok memnun etti. Oral-B  3D White Luxe ismiyle satılan bu ağız bakım suyu, diş macununun etkisini tamamlar seviyede. Bildiğiniz gibi diş fırçası ile her yere ulaşmak mümkün olmuyor, ancak ağız bakım suları diş fırçasının ulaşamadığı noktalara ulaşabiliyor.

Alırken farketmemiştim sonradan ağız suyunu almak için gittiğimde farkettim. İpana markası ürününe fazlasıyla güveniyor olmalı ki memnun kalmamamız halinde paramızın 2 katını iade ediyor. Açıkcası ben çok memnun kaldığım için iade etmeyi düşünmüyorum ancak sadece deneme amaçlı satın almak isteyen arkadaşlar için çok iyi bir uygulama olmuş.

Sonuç olarak güvenilir bir markanın şaşırtıcı derecede etkili bu ürünlerini kullanmaya başladım ve sizlere de tavsiye etmek istedim. Bence mutlaka denenmesi gerekli bir ürün. Bembeyaz gülüşlü günleriniz olsun!

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!

Ağız bakımı ile ilgili detayları öğrenmek isterseniz www.agizbakimuzmani.com linki inceleyin derim.

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

Sevgiler,

İçerik Kaynak: http://www.tugbatunckaya.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Ocak 2016 Pazartesi

Gülümsemeye dair şaşırtıcı gerçekler: Hangi gülümseme ne anlama geliyor?

Vücut dili kullanımının en belirgin özelliklerinden olan gülümsemenin farklı çeşitleri, altında farklı anlamlar barındırıyor. Tıpkı hissederek gülümsemenin ve mutlu olmadığımız halde gülümsemenin karşımızdaki kişiler tarafından hissedilebiliyor olması gibi, nasıl güldüğümüzün de karşımızdaki kişiler tarafından algılanış biçimi farklılıklar gösterebiliyor.
Dudakları kapatarak gülümsemek
Dudaklar kapalı şekilde gülümsemek, gülümsemenin en yaygın olarak kullanılan çeşitlerinden biri. Kolay yapılabiliyor olması, gülümsemek istemediğimiz ancak gülümsememiz gereken durumlarda karşı tarafa kibar ve nazik bir tepki vermeyi daha kolay hale getiriyor. Dudaklar kapalı olarak gülümsemek, çoğunlukla samimi algılanmayan bir gülümseme biçimi. Gerçekten hissederek gülümseyen kişilerden dişlerini göstererek gülümsemelerini bekliyoruz. Her ne kadar orta dereceli bir samimiyet belirtisi olarak algılansa da, karşımızdaki kişinin gülümserken dişlerinin beyazlığına güvenmiyor oluşunun ya da dişlerindeki problemleri gizlemek isteyişinin de dudaklarını sıkı şekilde kapatarak gülümsemeyi tercih etmesinin sebebi olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var.
Kendini beğenmiş gülümseme
Kendini beğenmiş ve odağın kendisinde olmasını isteyen insanların çoklukla kullandığı bu gülümseme çeşidinde, dudaklar genelde kapalı ve gülümseme sağa ya da sola çekilmiş olarak bulunuyor. Zaman zaman dudakların aralık olduğu ya da üst dudağın biraz daha kalkık tutulduğu durumlarda da gözlenebiliyor. Dudaklarla birlikte kaşlarda da bir tarafı kaldırmak gülümsemeyi tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor.
Kendini beğenmiş şekilde gülümseyen insanların bir çoğu bulunduğu ortamda lider konumunda olmak isteyen ve odak noktası olmak isteyen kişiler. Kalabalık bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilere bir süreliğine bu şekilde gülümsemeye devam ettiğinizde sizinle konuşurken çok daha dikkatli ve gergin olduklarını hissedebilirsiniz.
Yarım gülümseme
Kendini beğenmiş gülümsemeye oldukça benzeyen bu gülümseme türü, asimetrik bir görüntü yarattığı ve tam olarak ne yaptığınızın anlaşılmaması nedeniyle en karmaşık ve en farklı tepkiler alabileceğiniz gülümseme çeşidi. Kendine güven, utanma, ilgi, kızgınlık, dominantlık gibi birbirinden çok farklı duyguları yansıtabiliyor.
Ağız açık gülümseme
Ağız açık olarak gülümseme, dişlerin tamamının gösterildiği gülümseme çeşidinden farklı olarak, kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğraf görüntüsünü andırır. Bu gülümseme de, şaşırtıcı şekilde çoğunlukla yapay ve samimiyetsiz bir imaj yansıtır. Her ne kadar yapay olsa da, bu şekilde gülümseyen kişiler çoğunlukla umursamaz, ben merkezci ve eğlenceli kişiler olarak tanımlanır. Özellikle fotoğraflarda fotojenik görünmenin en kolay yollarından biri, tüm dişleri göstermek ve ağzınızı olabildiğince açmak. Tabii ki öğle yemeğinde dişinizde maydanoz kalmadığından ve dişlerinizin yeterince beyaz olduğundan emin olduktan sonra:)
Bu içerik http://www.uplifers.com/ tarafından hazırlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Aralık 2015 Pazartesi

Yeni Yıl İçin Alınabilecek En Güzel Hediye

Şimdi yazının başlığına bakıp hemen uçak, araba, sonsuz para diyeceğimi düşünüyorsunuz biliyorum ama bu sefer başka bir hediyeden bahsedeceğim. Yılbaşı yaklaşırken evde aile üyeleri tarafından gizli gizli işler çevrilmeye başlar. Herkes kendi hediyesini en güvenli yere saklamaya çalışır aynı zamanda diğerlerinin hediyelerini bulmaya çalışır. Bu yıl evde yılbaşı için hediyemi biraz erken buldum. Gardırobun en arkasında hışırdayan bir torba içerisinde hediye saklanırsa olmaz.

Neyse ben şu hediye kısmına geçeyim. Daha gelmeyen yılbaşının hediyesi: Oral-B şarjlı diş fırçası. Denemeye çekiniyordum ama hediye gelince keşke daha önce alsaymışım dedim kendi kendime. 

Oral-B, profesyonel diş temizleme aletlerinden esinlenerek tasarlamış bu şarjlı diş fırçaları ile mükemmel bir temizlik deneyimi sunuyor. Diş plaklarını temizlemekte manuel fırçalardan çok daha etkili bir sonuç veriyor, ilk kullanımdan sonra bile daha önce sanki hiç bu kadar iyi dişlerimi fırçalamamışım gibi hissettim. Üç boyutlu oynar başlık sayesindeyse normal bir fırçanın yapamayacağı kadar hareket edip, normalde ihmal ettiğimiz ulaşamadığımız yerlere bile ulaşıyor. Fırça başlıkları dişleri tamamen sararak birçok noktaya temas ediyor ve muhteşem sonuçlar almamı sağlıyor.

Ağız bakımına çok önem veren birisi olarak bu benim için en iyi yılbaşı hediyesi oldu. Siz de yeni yılda sevdiklerinize Oral-B şarjlı diş fırçası hediye ederek onları mutlu edebilirsiniz. 

Ürünleri incelemek ve yılbaşı indiriminden yararlanmak için tıklayınızBu arada, Burcu Esmersoy'lu videosunu da paylaşmadan duramadım :)

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Aralık 2015 Perşembe

Tertemiz dişler

Kendim için iyilikler yapmaya karar verdim bu ara. Eskiden beri almayı düşündüğüm ama bir şekilde ertelediğim ihtiyaçlarima sıra geldi sonunda. Kendim için yaptığım en güzel şey ise sarj edilebilir diş fırçası satın almak oldu. Hepsiburada indirimde olduğunu görünce hemen sipariş verdim ve 1 gün sonra elimde oldu. Tercihim oral-b vitality 3d.


Klasik diş fırçaları ile dişlerimi temizlediğimi zannediyormuşum meğer! İlk kullanimda bir katman kalkti resmen. Bir pürüzsüz hissettim dişlerimi. Ve diş etlerim rahatladı diyebilirim. 

Kullanımına gelince, ürünü kutusundan çıkardığımda çalışır durumdaydı ve sarj etmedim henüz. Bir miktar diş macunu sıktıktan sonra dişlerimi fırçalamaya başlarken çalistirdim. Sabit tutmak ve dişe dokundurmak yeterli. O kendisi yüksek devirde dönerek işini çok çok iyi yapiyor zaten. Her bir dişin üzerinde gezdirip, ön ve arka kısımlar için de uyguladiktan sonra tertemiz dişlere kavuşmak harika! Bir de ideal süresi 2 dakika olduğu için 2dk sonra durakliyor. Böylece 2 dk dolduğunu bize haber veriyor. Ancak devam etmek istiyorsaniz hemen kaldığı yerden devam ediyor.

Ben senelerdir klasik fırçalarla ne kadar çok uğrasmisim. Boşu boşuna. Dakikalarca fırçaladiğim halde sarı bir tabaka duruyordu hep yerli yerinde. Ve diş etlerimin üzerinde bir tabaka daha vardı hiç geçmeyen. Şimdiyse bunlardan eser kalmadi. Beyazlatma özelliğine gelince.. Benim diş rengim hiçbir zaman beyaz değildi zaten. Doğuştan sarı yani.  Ama 2 günlük kullanim sonunda sapsarı olan dişlerim kırık beyaza döndü. Sanırım doğal rengi bu. Gerçekten çok memnun kaldim. İyi ki almışım. 

Biz eşimle ortak kullanabilmek adına bir adet şarjli diş fırçası ve 4 adet yedek başlik satin aldik. Böylece başlıkları değiştirerek uzun süre kullanabilmeyi hedefliyoruz ve biraz daha ekonomik olduğunu düşünüyoruz.  Bakalim gittiği yere kadar :)

Kendim için yaptığım bir diğer iyilik de kitap okumaya geri dönmem. Heves ederek aldigim kitaplarimdan henüz birini bitirebildim ve sırada 3 tane daha var. Bunları da zaman buldukça okuyup kendimi yenilemem gerek. Ayrı bir yazıda da bunlara değineceğim. 

Şimdilik benden bu kadar :)


30 Kasım 2015 Pazartesi

bu da benim DRAM'ım

Bu gece artik daha fazla dayanamayıp dökeceğim içimde birikenleri..

O kadar çok eleştiri aldim ki bu ara. Depresyonda değilken daldım düşüncelere, çıkamadım işin içinden. Bir ara vazgeçtim hayatımdan, yaşamak istemedim zaten fiili olarak yasamiyordum da! Ama minicik yavrumu düşündüm, ona bu travmayi mi miras birakacaktim? Ben gidecektim ve o bensiz neler yaşayacaktı kim bilir! Bunu düşünerek erteledim belki ama tamamen silemedim de. Günün birinde lazım olursa diye, attım bir kenara...

En son ne zaman istediğim gibi yaşadım hayatımı? Üzerinden kaç sene geçti? Bakın ben üniversiteyi ailemden uzakta yaşamış ve ciddi para sıkıntıları çekmeyen biriydim. Sonrasinda da iyi kötü çalıştığım bir işim, elle tutulur bir sosyal çevrem vardi. Her hafta sonu arkadaşlarımla bulusur farklı yerlere giderdik ve genel olarak da eğlenceli geçerdi. Sevgilimse benden 600km uzaklikta yaşayan okulunu bitirmemis, askere gitmemiş biriydi. Sevdim, bekledim. Herşeyi sineye çektim. Yeter ki birlikte olalim dedim.

5 sene sonunda evlendik. Ben şehir değişikliği sebebiyle işsiz kaldim. Geçici işlere girdim, kalıcı bir işim olamadi. 1 buçuk sene sonra da hiç beklemedigim bir dönemde hamile oldugumu öğrendim. Çok zorlu bir hamilelik süreci geçirdim. Maddi sıkıntımız da çoktu. Bebegime almak istediğim herşey çok pahaliydi, bakıp alamiyordum. Annemden babamdan istesem alirdi ama isteyemiyordum da. Bir kere bebek alisverişi yapmaya çıktık ama hiçbirşey alamadan dönduk, oturdum agladim. Hamile halimle karnim burnumda saatlerce dolaştım ama olmayan paramizla hiçbirşey alamadik işte. Bunu da çektim sineye.

Sonra o muhteşem gün geldi. Ben o gün anne oldum ama ayni gün annem de beni terk etti. Benim lohusalik stresim, sütümün yetersiz olması, bebegin bakimini hiç bilmemem, ve annemin de istem dışı bana destek yerine köstek oluşu ve sürtüsmelerimiz kavgalarimiz sonunda beni kucagimda bebegimle birakip gitti. Minnacik yavrum ve ben kaldık bir basimiza. O günlerde ölmediysem daha da ölmezdim zaten. Tek başıma halletmek zorunda kaldım herseyi. 7 24 kucaktan inmeyen ve memeden çekince aglayan bebeğimle hiç evden çikmadan yaşamaya alistim. Akşam kocam gelince ona bırakıp mutfağa girip yiyecek birşeyler hazirlamak veya gece yarisi ev süpürüp silmek çok normaldi bizim için.

5 ay sonra bebeğim hastalandigi için hastane hastane dolasirken buna üzülen annem benimle yüzlesmeye karar verdi. Tartıştık agladik ama hiçbir zaman beni anlamadığı halde sadece torununu daha fazla görebilmek adına barıştı benimle. Bebeğim şuan 15 aylik ve bize 10dk yurume mesafesinde oturmasina rağmen haftada 1kez 1-2 saatligine gelir. Birkaç kez de uğrar gider. Ben asansörü olmayan bir binada ve 5.katta oturduğum ve dogum sonrasi yasadigim saglik sorunlarindan dolayi kilolu olduğum ve kolumda sinir sıkışması olduğu için de çocugumla birlikte dışarı cikamiyorum. Haftada minimum 6 gün evden hiç cikmadan yaşamak zorundayiz. Hapishaneden farki ne?

Günlük yapilanlar: Sabah 7de uyan çocuga süt içir. Altini temizle. Beraber oyun oyna. 9-10 gibi kahvalti hazirla çocuguna yedir. Öğlen olmadan uykusu gelir, yatir. Aman rahatsız olmasin diye ses çıkarmadan mutfağını topla ve çorba pişir. Öğlene hazır olmali. Bebegin uyaninca çorbasini içir. Oyun oyna. Evini toparla, varsa çamaşir as. Akşama doğru mutfağa gir aksam yemegi hazirla. Kocan gelince 7de masayi hazirla. O gelsin iki çift muhabbet edin. Sonra o dinlensin de sen masayi topla. Bu arada çocukla ilgilenmesini talep et. Akşama kadar görmüyor çünkü. Telefonunla ilgilenme ve televizyon izlemek yerine max 2 saati çocuğunla ilgilenmesini söyle. Bu yüzden mutlaka tartışma çıkar. Akşam 9 en gec 10da cocuk uyur. Sonra da biz uyuruz. Her gün ayni. Hiçbir farki yok. Alternatif yok. Ben hep evde. Koca da işte. Normal olan bu muydu peki?

Biz bunlari yaşarken kocalarimiz, annelerimiz ya da arkadaşlarimiz ne kadar anlayabilir bizi? Ne kadar empati yapabilir? Sizce böyle bir hayatı olan biri normal olabilir mi? Sırf telefonuyla ilgilenmek yerine çocuğunla ilgilen dedim diye "benim özgür bir hayatım neden yok" sorusuna maruz kaliyorum. Benim özgür hayatım var mi peki? Ben Hapishanede yaşıyorum farkinda mısın?  Evet böyle biri olmayi ben secmedim. Herşeye karışan dirdir eden bir kadın oldum neden? Hani sen diyorsun ya is yerinde yaşadığın sorunlar seni bunaltiyor, sana göre doğru olmayan şeylere sinir oluyorsun ya. İste benim ev dışında bir hayatim olmadığı için senin evdeki yaşantında da uymayan şeyler bana batiyor. Çünkü akşam sen gelene kadar daginik degilse akşam dagilir veya pislenir. Ertesi gün sen sabah arkana bile bakmadan giderken ben senin yaptiklarini topluyorum. Çocugumla ilgileniyorum. Evimle ilgileniyorum. Başka hicbir şey yapmıyorum. Hani diyorsun ya istedigini yap diye. Biliyorsun ki yapmayacak o yüzden konusuyorsun işte. Bir soda getirmedik diye misafirin yaninda kızan da sendin çünkü.

Tamam biliyorum senin de yaşamak istediğin hayat bu değil.  Ama evlendigimiz günden beri sakin bir hayat isteyen birisin. İse gittiğin için erkenden uyursun. Hiçbir zaman aksam gezmelerimiz olmadi bizim. Ya da eğlence anlayisimiz. Sen pek hoslanmiyorsun. Bir de sadece benim arkadaş çevremle takildik. Neden senin can ciğer arkadaslarin olmadi ailecek gorusebileceğimiz? Ya da kuzenin akraban. Ailen yanında miydi hep? Hangi konuda başın sıkısinca senin akraban/arkadaşın yardim etti?

Bu kadar asosyal hayat yasamiyordum ben. Seninle yaşadığım süre boyunca farkinda olmadan da vazgeçtim herşeyden. Mutluydum seninle. Ama geldiğimiz noktaya bak. Biraz önce siz uyurken kitap okumak istedim diye sıktın canımı. Başka bri zaman okuyamam biliyorsun. Belki bana iyi geliyordu. Ama sen naptin? Benim canımı sıkacak, uykumdan edecek bir ton şey söyledin. Evet dedigin gibi sana sürekli kızan birine dönüştüm. Sence de normal degil mi yasadiklarima baksana! Biraz olsun dikkatli davransan, spor ve maçtan başka birşey düşünsen ve kizimiza benim baktığım gibi gözünü ayirmadan baksan ne olur? Beni o mutlu ediyor işte. Durup dururken babasina bakıp gulmesi, babasiyla eglenmesi beni mutlu ediyor. Yavrum sana bakarken sen televizyona daliyorsan ben de sana kizarim çünkü seni en fazla 3saat görüyor!  Ben bunu kendim için istemiyorum kızım için istiyorum farkinda mısın?

Çok uzattım biliyorum ama içimi dök dök bitmiyor bu gece. Ha bir de beni ve yasantimi eleştiren bekar ve çocuk sahibi olmayan arkadaslarimiz. Evet eleştirilerde çok haklısınız.  Ben de halimden memnun değilim.  Dönüştüğüm bu kişilik yaşadığım bu hayat bok gibi, biliyorum. Ama ihtiyacım olan şey elestirilmek değil. Senede 1-2 defa beni görüp onu yap bunu yap demekle de olmuyor. Ya yanimda durup bana yardim edeceksin ya da benle hiç gorusmeyeceksin. Konusmalarimla canınızı o kadar çok sıkmışım ki bazilarinizin da. Bilmeden istemeden yanlış şeyler soylemisim. Fark edince özür dilesem ve bunların hep asosyallikten oldugunu soylesem de benden uzaklasmaniza engel olamamisim. Kisacasi hiçbir arkadasimin görüşmek istemedigi, kocamin özgür olmak istediği, annemin de tamamen yalnizlastirdigi biriyim ben.

Hepinize tek tek teşekkür ederim. Zaten berbat olan hayatımı daha da kararttiginiz için.  Şu hayatta tek iyi olan şeyse, kızım. Onun bir gülüşü için ömrümü veririm. Herşeye rağmen sana iyi bir anne olmaya çalisiyorum kızım. Seni sevgisiz ve ilgisiz bırakmıyorum. Her gün öpüp kokluyorum. Herkes gitse de hayatimdan sen kalicaksin bana. Ve sen birazcik daha büyüdüğunde benim hayatim da daha normal olacak biliyorum. Şimdi seni kucagimda beş kat cikaramadigim merdivenleri, sen çok yakinda koşarak inip çikar olacaksın. O gün geldiginde evde hapis yaşadığımız günlerin acısını el ele çıkaracağız. Gezip tozacak ve eğleneceğiz. O zaman da bunu eleştirecekler dimi? Sen kreşe ben de işe gideceğim belki. O zaman hem param da olacak. Sana ve bana yeni kiyafetler alacağım hiç düşünmeden. Belki disarida olmanin etkisiyle biraz da kilo verebilirim. O zaman insanlar beni daha çok önemser mi sence? Bilirsin dış görünüşe göre yargılamayi çok iyi yaparlar. Biraz daha sabır kizim, çok az kaldi özgürlüğe...


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...